Saha✕
Sahada 22 yıl, sınıfta 60 saat: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'dan Dijital Pazarlama Uzmanlığı

Sahada 22 yıl, sınıfta 60 saat: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'dan Dijital Pazarlama Uzmanlığı

Yirmi iki yıldır soğutma sahasındayım. Bir panonun neden ısındığını, bir chiller'ın neden durduğunu, bir müşterinin neden ikinci kez aramadığını bilirim. Ama yıllarca bir şeyi bilmedim: yaptığımız işi doğru insana, doğru yerde, doğru dille nasıl anlatacağımı.

Bu yüzden bu bahar yeniden öğrenci oldum. 15 Nisan–29 Haziran 2026 arasında İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi ile TALKTOWEB iş birliğiyle düzenlenen 60 saatlik Dijital Pazarlama Uzmanlığı Eğitimi'ni devam koşulunu sağlayarak ve sınavlarını geçerek tamamladım. Sertifikam 26 Ağustos 2026'da verildi; e-Devlet'in belge doğrulama hizmetinden doğrulanabiliyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa SEM ve TALKTOWEB — Dijital Pazarlama Uzmanlığı Eğitimi sertifikası (kimlik numarası kapatıldı)
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa SEM ve TALKTOWEB — Dijital Pazarlama Uzmanlığı Eğitimi sertifikası (kimlik numarası kapatıldı)

Neden bir üniversite?

Dijital pazarlamayı internetten de öğrenebilirdim; her konuda binlerce video var. Ama dağınık bilgi, sahada dağınık iş demek. Bir üniversitenin sürekli eğitim merkezinde, ölçme ve sınavla, baştan sona kurgulanmış bir programda öğrenmek bambaşka. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, akademinin birikimini çalışan insana açan bu merkezle tam da benim gibi sahadan gelenlere bir kapı aralıyor. Akademik çerçeveyi kuran üniversiteye ve programı sahadaki pazarlama pratiğiyle buluşturan TALKTOWEB ekibine teşekkür borçluyum.

Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Doç. Dr. Tuncer Can'a ve derslerimize giren eğitmenlerimize ayrıca teşekkür ederim. Her biri kendi alanından bir pencere açtı; ben de o pencerelerden sahaya baktım.

60 saatte ne öğrendim?

En önemlisi şu: Pazarlama, ürünü anlatmak değil, müşterinin sorusunu duymaktır. Hedef kitleyi tanımak, içeriği bir takvime bağlamak, her kanalın kendi dilini konuşmak, reklamı ölçmeden büyütmemek, sonucu sayıyla okumak. Teknisyenin arıza ararken yaptığı şeyin aynısı: önce ölç, sonra müdahale et.

Öğrendiğimi yapay zekâyla sahaya taşıdım

Eğitim bitince öğrendiklerimi bir klasörde bırakmadım. Strateji benden, üretimin büyük kısmı yapay zekâdan olacak şekilde kendi düzenimi kurdum:

Kendi sosyal medya panelimi kurdum: Instagram, Facebook, YouTube, LinkedIn, TikTok ve Threads hesaplarım tek yerden planlanıyor, yorumlar tek gelen kutusunda toplanıyor. Bir yazı yayına girdiğinde kapak görseli, kısa video, hikâye ve her platforma uygun metin aynı gün hazır oluyor.

Site yazılarımın çoğu artık sesli; podcast bölümleri RSS üzerinden YouTube ve Spotify'a kendiliğinden düşüyor. 2007'de bir dergiye yazdığım teknik makaleyi sesli, sorulu ve etkileşimli bir canlı kitaba çevirdim.

Örnek: Pano İklimlendirme ve Soğutma canlı kitabı →

Yapay zekâ hız verdi, ama kuralları ben koydum. Gerçek insanların yüzüne yapay zekâ dokunmaz; ürün fotoğrafı yapay zekâyla üretilmez; hiçbir gönderi onayımdan geçmeden yayınlanmaz; müzik ve görselde telif gözetilir; uydurma rakam yazılmaz. Eğitimde öğrendiğim en kıymetli şey de buydu: Araç değişir, güven kalır.

Sahadan gelen birine dijital pazarlama ne kazandırır?

Elli yaşında yeniden sınava girmek kolay değil. Ama sahada öğrendiğim her şey, doğru anlatılmadığında yalnız benim bildiğim bir şey olarak kalıyordu. Şimdi bilginin karşılığını bulan bir dil var elimde. Sırada bu düzeni, işini iyi yapıp anlatamayan ustalar, firmalar ve uzmanlar için de kurmak var.

Benzer bir yoldan geçmek isteyenlere önerim: Önce temeli sağlam bir programla öğrenin, sonra yapay zekâyı bir çırak gibi yanınıza alın. Ustalık hâlâ sizde kalmalı.

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →