R-22 değişiminde kimsenin sormadığı soru: O gaz toplandı mı?
R-22'nin (HCFC-22) üretimi ve ithalatı Montreal Protokolü takvimiyle yıllar içinde kısıldı; Türkiye'de saf R-22 ithalatı 1 Ocak 2015'ten beri yasak ve 2017 tarihli Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Yönetmelik servis amaçlı kullanımı 1 Ocak 2025'ten itibaren kapattı. Amaç açık ve doğru: ozon tabakasını incelten, üstelik kuvvetli bir sera gazı olan bir akışkanı sahadan çekmek.
Sahada olan ise şu: hâlâ çalışan, gaz kaçırmayan, bakımı düzgün yapılmış cihazlar ya komple değiştirildi ya da geçiş gazlarından biriyle dönüştürüldü. Bu yazının konusu değişimin kendisi değil; değişim anında içerideki gaza ne olduğu.
Çünkü kritik soru tek: cihaz sökülürken ya da dönüştürülürken içindeki R-22 geri kazanıldı mı, tartıldı mı, kaydedildi mi? Kendi sahamda gördüğüm tablo, bu sorunun çoğu zaman hiç sorulmadığı. Servis fişinde yeni gazın kilogramı yazıyor; çıkan gazın kilogramı yazmıyor. Yazmıyorsa, o gazın nereye gittiğini kimse bilmiyor demektir.
Toplanmayan gazın gittiği yer bellidir: atmosfer. Rakamla bakalım. R-22'nin ozon incelme potansiyeli 0,055, küresel ısınma potansiyeli yaklaşık 1810'dur. Yani 10 kilogramlık bir şarj, tek seferde salındığında kabaca 18 ton karbondioksit eşdeğeri eder. Aynı cihaz kaçaksız çalışmaya devam etseydi, bu gazın büyük kısmı yıllar boyunca sistemin içinde kalacaktı.
İşte tersine dönen nokta burası. Çevreyi korumak için kurulan geçiş, doğru yürütülmediğinde salımı azaltmıyor; öne çekiyor. Yıllara yayılacak, belki de bir kısmı hiç salınmayacak gaz, bir öğleden sonra hortumdan boşalıyor. Kâğıtta cihaz artık R-22'li değil; havada ise R-22 bir anda arttı.
İkinci sorun geçiş gazının kendisinde. R-22 yerine yaygın kullanılan karışımların küresel ısınma potansiyeli çoğu zaman daha düşük değil: R-407C için yaklaşık 1774, R-422D için yaklaşık 2729. Yani ozon açısından iyileşme sağlanırken iklim açısından yerinde sayılıyor, bazen geriye gidiliyor.
Bir de performans var. Üretici dönüşüm kılavuzları ve karşılaştırmalı çalışmalar, aynı devrede geçiş gazlarıyla kapasitenin tipik olarak yüzde 5 ile 20 arasında düştüğünü, bazı dış hava koşullarında soğutma veriminin yüzde 8–13 bandında geride kaldığını gösteriyor. Sıcaklık kayması (glide), yağ uyumu ve genleşme valfi ayarı da işin içine giriyor. Düşen verim, artan elektrik demektir; artan elektrik de dolaylı karbon salımıdır. Yani iyi yönetilmeyen bir dönüşümde hem gaz kaçırılmış hem de cihaz ömrü boyunca daha çok enerji harcar hâle gelmiş olur.
Peki kural ne diyor? Aslında doğru şeyi söylüyor. Aynı yönetmelik, bakım, söküm ve bertaraf öncesinde akışkanın geri kazanılmasını zorunlu tutuyor (madde 16), bu işi yetkin teknik personele bağlıyor (madde 21) ve işletmeciden eklenen akışkan ile bertaraf öncesi geri kazanılan miktarın kaydını istiyor (madde 24). 2024 tarihli Florlu Sera Gazlarına İlişkin Yönetmelik de florlu gazlar için aynı mantığı kuruyor. Yani boşluk metinde değil; kanıtta ve denetimin neye baktığında.
Önerim, cezayı artırmak değil; kanıtı zorunlu ve kolay hâle getirmek. Beş madde:
1) Geri kazanım belgesi olmadan dönüşüm veya söküm kapanmasın. Belgede tarih, cihaz kimliği, tartılmış geri kazanım miktarı, silindir numarası ve teslim edilen taraf bulunsun; cihazın kayıt defterine iliştirilsin.
2) Ölçü tartı olsun, beyan değil. Boş silindirin darası ve dolu ağırlığı fotoğraflansın. "Geri kazanıldı" ifadesi tek başına veri değildir.
3) Fark raporlansın. Sistemin etiket şarjı ile geri kazanılan miktar arasındaki fark açıklanmadan iş kapanmasın; aradaki eksik, ya kaçaktır ya da atmosfere gitmiştir.
4) Zincir takip edilsin. Geri kazanılan gazın toplama, geri dönüşüm veya bertaraf noktasına teslimi belgeyle izlensin; silindir sahada unutulmasın.
5) Teşvik olsun. Geri kazanan firma, teslim ettiği kilogram karşılığında yeni akışkanda indirim ya da kredi görsün. Bugün geri kazanım maliyet, salım ise bedava; bu denklem tersine çevrilmedikçe kimse hortumu silindire takmaz.
Buna bir de altıncısını ekliyorum: çalışan ve kaçağı olmayan bir cihaz için değişim kararı ölçüye dayansın. Kaçak testi, çekilen akım, basınçlar ve verim ölçümü ortadayken "bu cihaz daha kaç yıl, hangi kayıpla çalışır" sorusunun cevabı bellidir. Değişimin çevresel geri ödemesi hesaplanmadan verilen kararlar, çoğu zaman kâğıtta çevreci, sahada israftır.
Biz kendi işimizde bunu bir alışkanlık hâline getirdik: dönüşüm ya da söküm varsa önce geri kazanım makinesi, tartı ve fotoğraf; sonra yeni akışkan. Kayıt defterinde iki satır yan yana durur — giren kaç kilogram, çıkan kaç kilogram. Bu iki satır hem çevrenin hem de firmanın savunmasıdır.
Sonuç olarak R-22 yasağına karşı değilim; ozon tabakası bu ülkenin de meselesi. Ama bir yasağın başarısı, kaç cihazın gazının değiştiğiyle değil, kaç kilogram gazın geri kazanıldığıyla ölçülür. Toplanmayan gaz mevzuatta değil, atmosferdedir. Bu eksik bugün hâlâ düzeltilebilir: kayıt zorunluluğunu tartıya bağlayalım, geri kazananı ödüllendirelim ve hâlâ R-22 ile çalışan cihazların dönüşümünü ölçüyle planlayalım.
Kaynaklar: Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Yönetmelik (7 Nisan 2017, RG 30031), Florlu Sera Gazlarına İlişkin Yönetmelik (15 Ekim 2024, RG 32693), Montreal Protokolü HCFC takvimi; akışkan özellikleri için üretici dönüşüm kılavuzları ve karşılaştırmalı performans çalışmaları. Rakamlar yaklaşık değerlerdir; her sistemde ölçüm esastır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş değildir.



