Fareyi tutan kedi: rengi değil, sonucu ölç
7 Temmuz 1962'de Deng, Komünist Gençlik Birliği'ne konuşurken bir söz etti. O yıllar, Büyük Atılım'ın açlığından çıkılmaya çalışılan yıllardı. Söz şuydu: kedinin siyah ya da beyaz olması önemli değildir, yeter ki fareyi tutsun.
Kedi bir fıkra değildi. Tartışma, tarlayı nasıl ekeceğiniz üzerineydi. Kimisi yalnızca kitaptaki usulü doğru sayıyordu. Deng, açlığı bitiren usul hangisiyse onun doğru olduğunu söylüyordu. Hane başına küçük üretim de buna dahildi.
Aynı ölçü 1978'de geri geldi. Guangming Daily'de 11 Mayıs 1978'de yayımlanan yazının başlığı şuydu: hakikatin tek ölçütü pratiktir. Deng bu yazının yanında durdu. Karşısındaki çizgi, Mao ne söylediyse ve ne karar verdiyse onun doğru sayılmasıydı. Deng, sözün değil, sonucun ölçülmesini istiyordu. 1992'deki güney konuşmalarında bunu bir kez daha söyledi: iş kitaba tapmakla değil, olgulara bakmakla yürür. Kırsaldaki hane sözleşmesini de merkez icat etmedi, köylüler buldu; merkez sonradan ülkeye ölçü yaptı.
Bizim sahada kedi her gün değişir. Birisi markayı savunur, birisi ucuz parçayı, birisi “biz hep böyle yaptık” der. Soğuk oda ise bunların hiçbirini dinlemez. Tutuyor mu, gaz kaçıyor mu, kompresör zorlanıyor mu? Fareyi tutan budur.
Ben de gençken doğru yöntemi doğru markayla karıştırdığım oldu. Şimdi önce ölçüyorum. Manometre taraf tutmaz. Çalışan sistem, tartışmayı bitirir.
Kaynak: Ezra F. Vogel, Deng Xiaoping and the Transformation of China (Belknap Press, 2011). 1962 sözü, 1978'deki pratik ölçütü tartışması ve 1992 güney konuşmaları. Saha yorumu bana aittir.



