Erbaa✕
Deniz görmeden büyümek: Erbaa'nın hamsisi Salı pazarından gelirdi
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

Deniz görmeden büyümek: Erbaa'nın hamsisi Salı pazarından gelirdi

Yalıkavak'ta bir balıkçı yeni gelen hamsisine övgü yağdırırken Ayşe Bostancı Akçay'ın aklı Erbaa'ya gitmiş; eve dönünce de Geçmişten Geleceğe Erbaa grubuna “Hamsi” başlıklı bir yazı bırakmış.

1 · Salı pazarının girişi: açık kasalı kamyonet yanaşıyor, satıcı bağırıyor.
1 · Salı pazarının girişi: açık kasalı kamyonet yanaşıyor, satıcı bağırıyor.

Yazar Erbaa'yı tek cümleyle çiziyor: suyu vardı ama tuzu yoktu. Haritada maviden çok yeşilin konuştuğu, kıyıya değil toprağa yaslanan bir kasaba. Denizi görmeden büyüyen çocuklar için balık çeşit çeşit bir dünya değilmiş; balık kelimesi tek bir şeye karşılık gelirmiş: hamsi.

Hele Salı günleri. Pazar kurulur, kasabanın nabzı hızlanırmış. Pazarın girişinde herkesin bildiği bir köşe varmış; açık kasalı kamyonet hep oraya yanaşırmış. Önce motor sesi, sonra o tanıdık nida: “Hamsi! Hamsi! Canlı canlı hamsi!” Alışverişi babalar yaparmış, ellerinde fileler, sırada hal hatır sorarak. O gün Erbaa'nın neredeyse bütün evlerinde yemek aynıymış: tepside ya da ızgarada hamsi.

2 · Babalar ellerinde filelerle sakin bir sırada; kiloyla hamsi tartılıyor.
2 · Babalar ellerinde filelerle sakin bir sırada; kiloyla hamsi tartılıyor.

Asıl hatıra yemek değil hazırlığıymış. Bahçedeki çeşmenin başına geçilir, kar suyu gibi soğuk suda balık temizlenirmiş. Anneler öğretir, çocuklar denermiş. Sonraları bir de ustalık sayılan iş çıkmış: kılçık çıkarma yarışı. Yazarın cümlesiyle, küçücük balık koca bir gurur meselesine dönüşürmüş.

Hamsi Samsun'dan Erbaa'ya açık kasalı kamyonetle gelirmiş. Yazarın anlatımıyla: “Kasası tıka basa dolu kamyonetin içindeki gümüş balıklar akşama kalmadan tükenirdi.”

3 · Bahçe çeşmesinde anne ve çocuklar hamsi temizliyor; suda parlayan pullar.
3 · Bahçe çeşmesinde anne ve çocuklar hamsi temizliyor; suda parlayan pullar.

Yazar üniversite için Samsun'a gidince arkadaşı Oya “hamsi pilavı yapalım” demiş; o şaşırmış. Hamsi başlı başına yemekken pilavı nasıl olurmuş? Tatmış, güzelmiş, hem de çok. Ama tat damakta kalmış, kalpte değil. Çünkü Erbaa'da hamsi bir yemek değilmiş; Salı gününü beklemekmiş, soğuk çeşme suyunda uyuşan ellermiş, sobanın yanında toplanmakmış.

Son cümle yazarın: çocukluk, bir daha tutulamayan en büyük balıktır. Siz hamsi kamyonetini hangi köşede hatırlıyorsunuz? Yazının tamamı grupta.

4 · Soba başında tepside hamsi; aile sofrası, buğulu pencere.
4 · Soba başında tepside hamsi; aile sofrası, buğulu pencere.

Kaynak ve teşekkür: Bu yazı, Ayşe Bostancı Akçay'ın Geçmişten Geleceğe Erbaa grubundaki paylaşımının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; anlatılanlar ve alıntılar kendisine aittir. Çizgi roman kareleri yapay zekâ desteğiyle, eeu.com.tr risograf stilinde üretildi.

Yazının aslı: Ayşe Bostancı Akçay · Geçmişten Geleceğe Erbaa →Erbaa ve Tokat sayfası →
Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →