“Kahvaltı, kahveden önce yenen değil mi hocam?” Bir fincanın kırk yıllık hatırı
“Kahve Yemen'den gelir, bülbül çimenden” diye başlıyor Ayşe Bostancı Akçay, Geçmişten Geleceğe Erbaa grubundaki kahve yazısına. Geç kalan bir kahve için “Yemen'den mi geliyor?” diye takılmadan edemezmiş.

Yazının kalbi bir öğretmen hatırası. “Hocam, latte mi, espresso mu, cappuccino mu?” diye sorulduğunda başını iki yana sallayıp gülümsemiş: Türk kahvesinin dışında ne latte severmiş ne espresso. Oysa mesele kahve değilmiş; kahve sadece bahaneymiş. Sohbet öğrencilik yıllarına varınca bir öğrencisinin çıkışı: “Hocam, kahvaltı… kahve altı demek değil mi? Yani kahveden önce yenen…” O an anlamış ki kahveyi anlatırken farkında olmadan sevdirmiş de.
Sonra kahvenin görevleri sıralanıyor. Eve gelen konuğun aç mı tok mu olduğunu anlatan inceliğin dili. Misafirperverliğin simgesi, yalnızlığın tesellisi. Kız istemede bir işaret: şekerli ya da tuzlu, ama her hâlükârda anlam yüklü. Ve elbette bir fincanın kırk yıl hatırı.

Yazıda kahve falına da yer var. Rivayet odur ki Osmanlı'da kadınlar söyleyemediklerini fincanın telvesine döker, fal bahanesiyle içlerini dökerlermiş. Yazar buradan bugüne köprü kuruyor: birine söyleyemediğiniz bir söz varsa en kolay yol “Bir kahve içelim mi?” demek.
Yazarın özetiyle: kahve içilmez; paylaşılır, hatırlanır, en çok da hissedilir.

Sizin kahvenizin hatırası ne? Kız isteme fincanında tuz var mıydı? Yazının tamamı grupta.

Kaynak ve teşekkür: Bu yazı, Ayşe Bostancı Akçay'ın Geçmişten Geleceğe Erbaa grubundaki paylaşımının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; anlatılanlar ve alıntılar kendisine aittir. Çizgi roman kareleri yapay zekâ desteğiyle, eeu.com.tr risograf stilinde üretildi.
Yazının aslı: Ayşe Bostancı Akçay · Geçmişten Geleceğe Erbaa →Erbaa ve Tokat sayfası →


