Düşünce✕
İklim riskini nasıl ölçmeli? En olası gelecek, en pahalı gelecek olmayabilir

İklim riskini nasıl ölçmeli? En olası gelecek, en pahalı gelecek olmayabilir

Prof. Dr. Levent Kurnaz, 30 Ekim'de Son Buzul Erimeden'de iklim bilimcinin sorusuyla finans ve sigorta sektörünün sorusunun aynı olmadığını anlatıyor. Çıkış noktası, 29 Ekim'de Communications Earth & Environment dergisinde Ajay Gambhir, Erica Thompson, Luke Kemp, David Stainforth ve Jesse Abrams'ın yayımladığı makale: finans sektörü iklim sistemindeki büyük ve ani değişiklikleri risk hesaplarında yeterince temsil etmiyor.

Geçmişten geleceği hesaplamak

Bankalar, sigortacılar ve merkez bankaları gelecekteki zararı çoğunlukla geçmişteki sıcaklık–kayıp ilişkilerinden tahmin ediyor. Kurnaz'a göre sorun şu: küresel sıcaklığın 3–4°C arttığı bir dünyada hiç yaşamadık; tarımın, suyun, ticaretin ve piyasaların orada nasıl davranacağını geçmiş gözlemlerden doğrudan öğrenemeyiz.

Olasılık ile zarar birlikte

Yazıdaki örnek: yüzde 90 olasılıklı ve 10 milyar dolar zararlı bir senaryonun beklenen zarar katkısı 9 milyar dolar; yüzde 10 olasılıklı ama 200 milyar dolar zararlı senaryonunki 20 milyar dolar. Yani daha az olası senaryo hesapta daha ağır basıyor. Kurnaz, çok büyük bir kaybın ortalama kabul edilebilir görünse bile bir sigortacıyı ödeme güçlüğüne sürükleyebileceğini, bu yüzden zarar dağılımının uçlarının da önemli olduğunu ekliyor.

Devrilme noktaları ve doğrusal olmayan zarar

Grönland buz tabakası, Amazon ve Atlantik dolaşımı (AMOC) gibi sistemlerde olasılık ve zamanlama belirsiz; Kurnaz'a göre bu, ekonomik sonuçları görmezden gelmenin gerekçesi değil. İzlanda olası AMOC çöküşünü ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor. Tarımın küresel gelirdeki doğrudan payı yaklaşık yüzde 4, ama gıda güvenliği olmadan ekonomi işlemez; suyun değeri de su hizmetlerinin gelirinden çok büyük.

Makalenin önerilerinden biri ters stres testi: bir bankanın sermayesini ya da sigortacının ödeme gücünü hangi koşulların bitireceği sorulup bu koşulları hangi iklim ve ekonomi olaylarının doğurabileceği aranıyor. Örneğin uzun kuraklık, tarım kaybı, enerji arzı sorunu ve gıda fiyatı artışı aynı anda.

Türkiye ve Antalya

Kurnaz, Türkiye'de üst üste kuraklıkların üretimi düşürüp gıda fiyatını artırabileceğini, tarım kredilerinin geri ödemesini zorlaştırabileceğini, sulama nedeniyle enerji talebini yükseltebileceğini ve kamu desteği ile sigorta üzerinde baskı yaratabileceğini anlatıyor. COP31 için sorduğu sorular: su altyapısı yalnız ortalama yağışa göre mi tasarlanıyor; enerji sistemi soğutma talebi, düşen hidroelektrik ve şebeke sorunlarının aynı anda yaşanmasına göre planlanıyor mu? Yazının özü: bilimsel olarak en olası gelecek, ekonomik olarak en önemli risk olmak zorunda değil.

Kaynak: Levent Kurnaz, “İklim Riskini Nasıl Ölçülmeli?”, Son Buzul Erimeden, 30 Ekim 2026. Bu yazı, bültendeki yazının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler, değerlendirmeler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.

Yazının tamamı: Levent Kurnaz · Son Buzul Erimeden ↗COP31 Antalya rehberi →
Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →