Düşünce✕
Saçak altından yürümeyin: Kuralı bilmek yetmiyor
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

Saçak altından yürümeyin: Kuralı bilmek yetmiyor

Memleket Hikâyeleri'nin bir bölümü hastanede, beyin cerrahisi servisinde geçiyor. Odadaki hastalardan biri Erzurumlu Zeynel. Bir beyaz eşya dükkânının elektrik işini yaparken arkadaşıyla öğle yemeğine çıkmış. Lokantadan çıkıp iki adım atmış ve çatıdan sarkan kol kalınlığında bir buz kafasına düşmüş. Kafatası delinmiş, ölümden dönmüş, sonra bir ameliyat daha geçirmiş.

Hikâyenin en sert yeri şu: buz, saçak altından yürümeyi yasaklayan uyarı tabelasının tam önünde düşüyor. Üstelik Zeynel yedi göbek Erzurumlu, yani kuralı doğuştan bilen adam. Her kış o servisin dolup taştığını kendisi anlatıyor ve suçu başkalarına atıyor: “Batılılar usulü bilmir, saçak altından yürirler.”

Aynı adam, ikinci ameliyatını beklerken hastanede sigara içmenin yolunu buluyor: yatağın altında, tuvalette, koridorda. Kardeşi engellemeye çalışıyor, hemşire kızıyor, doktor tembih ediyor. Zeynel gülüp geçiyor. Kuralı bilmek ayrı şey, kurala uymak bambaşka bir şey.

Bu tabloyu sahada defalarca gördüm. Enerjiyi kesmeden panoya uzanan, iki dakikalık iş deyip emniyet kemerini takmayan, tek başına çatıya çıkan, basınç altındaki devreye acele eden. Hiçbiri cahil değil. Hepsi kuralı biliyor. Hepsinin ortak cümlesi aynı: bana bir şey olmaz.

Bizim işimizde saçak altı çoktur: elektrik, basınç, yükseklik, soğutucu akışkan, kızgın yüzey, kapalı hacim. Buna bir de yorgunluğu ve aceleyi ekleyin. Kaza çoğu zaman bilgisizlikten değil, günü kurtarma telaşından çıkıyor. Ustaya dikkat et demek yetmiyor; güvenliği işin akışına yazmak gerekiyor.

Yaptığımız şey bu yüzden basit: kontrol adımlarını ayrı bir evrak değil, işin parçası haline getirmek. Enerji kesildi mi, kilit ve etiket takıldı mı, ikinci kişi var mı, ölçü alındı mı? getrac'ta bunlar servis kaydının içinde duruyor; teknikeri yavaşlatmıyor, sadece hatırlatıyor. Çünkü buz, tabelayı okumayanın değil, okuyup altından yürüyenin başına düşüyor. Kaynak: Ayfer Tunç, Memleket Hikâyeleri, İletişim Yayınları.

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →