"Saçmalama" demeyin: Masada patlayan egolar
Ceritoğlu bir pazar yemeğini anlatıyor. Masada beş kişi, sohbet yorgunluk üzerine. Bir an hava elektrikleniyor, sesler yükseliyor ve kimse kimseyi duymuyor. Ne olmuştur? Egolar çarpışmıştır. Western filmlerindeki nitrogliserin şişeleri gibi, birbirine değince patlamışlardır.
Sonra bir satış eğitiminden hatırladığı listeyi paylaşıyor: müşteriyi uzaklaştıran, kullanılması yasak kelimeler. Ama, fakat, imkânsız, saçmalama, problem sizde, bilmem, belki, tekrar arayınız. En çok dikkatini çeken kelime "saçmalama" olmuş; onu bir dinamit gibi tarif ediyor.
Önerisi kelime değiştirmek: "Gene saçmaladın, bir sus" yerine "söylediğini bir daha düşünsen"; "saçma sapan bir çözüm" yerine "değişik bir çözüm". Kulağa küçük gelir ama masadaki basıncı düşüren şey tam da budur.
Bizim toplantılarda bu kelimelerin karşılığı hazırdır: "Olmaz öyle şey", "Sen bu işi bilmiyorsun", "Zaten baştan yanlış". Üçü de tartışmayı teknik olmaktan çıkarıp kişisel hale getirir. Oysa aynı itiraz şöyle de söylenebilir: "Bu çözümde şu risk var, onu nasıl karşılarız?" Cümle değişince masadaki kişi savunmaya geçmez, çözüme geçer.
Şantiyede de en pahalı kelime "saçmalama"dır. Çünkü onu duyan genç bir daha fikir söylemez. Fikir söylemeyen genç yalnızca susmaz; gördüğü hatayı da söylemez. Bir ekipte sessizlik çoğu zaman uyumun değil, korkunun işaretidir.
Kaynak: Ahmet Tevfik Ceritoğlu, “Saçmalama”, tevfikceritoglu.blogspot.com (6 Mart 2025).



