Sorun kimin sorunu? Başvuruyu yapan, takibi de yapar
Ceritoğlu basit bir soruyla başlıyor: "Sorun kimin sorunu?" Meslek seçmek, iş değiştirmek, tapu çıkarmak, sigortaya başvurmak, rapor tutturmak... Bunların hepsi bizim tercihimiz. Bilmiyorsak araştırır, danışır, sorarız. Ama tercih bizimse, takip de bizimdir.
Kendi hayatından örnek veriyor. Üniversite tercihini babası yapmış, formu babası doldurmuş; okumuş, hatta yönlendirmeyle yüksek lisans da yapmış ama o mesleği hiç benimsememiş, askerlik sonrası o alanda tek gün çalışmamış. "Tam yedi yılım boşa gitti" diyor. Hemen ardından ekliyor: "Suçlu babam mı? Hayır." Çünkü yetişkin olduktan sonra tercihi sürdüren kendisidir.
Oğlunun Almanya'daki oturma izni için garantör gerektiğinde de aynı mantığı işletiyor: belgeleri toplayan, başvuran ve takip eden garantör olmuş, çünkü o belgeden sorumlu olan garantör. Kurumlar sizin kim olduğunuzu bilmez; işi kimin takip ettiğini bilir.
Bizim sahada bu ayrım işin kalitesini belirliyor. "Ben malzemeyi istemiştim" cümlesi tek başına bir savunma değildir; istediğini yazdın mı, kime yazdın, ne zaman teyit aldın? "Müşteri onay vermedi" demek de yetmez; onayı kim isteyecekti? Arızayı açan, kapanışını da takip eder. Teklifi veren, cevabını da kovalar.
Gençlere şunu söylüyorum: bir işi üstlendiysen, o işin bütün adımları senin sorunundur. Malzeme gecikmişse aramak, müşteri açmıyorsa mesaj bırakmak, ustabaşı yoksa yerine bilgi vermek de işin parçasıdır. Sorumluluk almayı öğrenen genç, iki yılda ustabaşı olur; almayan, yirmi yıl "bana söylenmedi" der.
Kaynak: Ahmet Tevfik Ceritoğlu, “Sorun Kimin Sorunu”, tevfikceritoglu.blogspot.com (11 Ekim 2023).



