Yağış ekstrem, peki kayıplar kaçınılmaz mı? İstanbul selinden sonra tehlike, maruziyet ve kırılganlık
Esma Çelik, 15 Ekim'de LinkedIn'deki Yeşil Gerçekler bülteninde İstanbul'daki yağışları ele aldı. Aktardığı İBB/AKOM verilerine göre birikimli yağış Beykoz'da 277,1, Sarıyer'de 211,8, Eyüpsultan'da 203,9 milimetreye ulaştı; İBB'ye 9.755 ihbar geldi, İçişleri Bakanlığı'na göre mahsur kalan 2.727 kişi tahliye edildi.
Çelik, 277,1 milimetrenin hiç akmayan, sızmayan ve buharlaşmayan bir su olarak düşünülürse düz bir yüzeyde yaklaşık 28 santimetrelik bir tabaka demek olduğunu; bunun sokaktaki sel yüksekliği olmadığını, ölçüm noktasındaki birikim olduğunu belirtiyor. Yağışın etkisini anlamak için ne kadar sürede düştüğünü de bilmek gerekiyor.
Afet yalnız yağıştan doğmaz
Yazıya göre afet riskini anlamak için üç şey birlikte değerlendirilmeli: tehlike (şiddetli yağış ve taşkın), maruziyet (etkilenen alanda kimin ve hangi yapının bulunduğu) ve kırılganlık (insanların ve yapıların zarara ne kadar açık olduğu). Çelik bu haftaki olaylarda üçünü de görüyor: rekor yağış, dere kenarındaki ve su toplama alanlarındaki yapılar, tıkanan mazgallar ve su basan alanlardaki elektrik tesisatı. Dirençli şehri, yaşadıklarından öğrenip bir sonraki olayda insanların daha az zarar görmesini sağlayan şehir olarak tanımlıyor.
Dereler ve altyapı
Çelik, İstanbul derelerinin önemli bir kısmının kentleşmeyle doğal yapısını yitirdiğinin uzun süredir belgelendiğini; her derenin taşkın alanı ve topoğrafyası farklı olduğu için havza bütününde değerlendirilmesi gerektiğini yazıyor. Mazgal, kanal ve menfez bakımının yağıştan önce yapılıp kayda geçirilmesini; bakım ile kapasitenin ayrı konular olduğunu; sürekli su basan noktaların neden tekrarladığının araştırılmasını öneriyor. Balat'ta 14 yaşındaki bir çocuğun su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesini, su basabilecek alanlarda elektrik güvenliğinin ne kadar hayati olduğunun göstergesi olarak anıyor.
Risk hesabı sabit kalamaz
“100 yıllık yağış” yüz yılda bir kez görülecek yağış demek değil; durağan koşullarda herhangi bir yılda aşılma olasılığının yüzde 1 olması demek, art arda iki yıl da aşılabilir. Çelik'in aktardığına göre doygunluk su buharı basıncı yeryüzüne yakın sıcaklıklarda her 1°C'de yaklaşık yüzde 7 artıyor, ama yerel yağışın aynı oranda artacağı anlamına gelmiyor. Onlarca yıl kullanılacak altyapı için geleceğin koşulları da hesaba katılmalı; yine de dere yatağını korumak, bakım yapmak ve elektrik güvenliğini sağlamak için geleceğin yağışını kesin bilmek gerekmiyor.
Yazının önerisi: yaşananları mahalle, sokak ve havza ölçeğinde incelemek; dere envanteri, taşkın haritası, yapılaşma, bakım kayıtları ve ihbarları birlikte değerlendirip müdahale öncelikleri ve sorumlu kurumları belirlemek.
Kaynak: Esma Çelik, “Yağış Ekstrem. Peki Kayıplar Kaçınılmaz mı?”, Yeşil Gerçekler (LinkedIn bülteni), 15 Ekim 2026. Bu yazı, yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.
Yazının tamamı: Esma Çelik · Yeşil Gerçekler ↗COP31 Antalya rehberi →


