Teneke: Rüşvete kapıyı gösteren adama çalınan teneke
Yaşar Kemal'in Teneke'si Çukurova'da küçük bir kasabada geçiyor. Kasaba aylardır kaymakamsız, nisan gelmiş, çeltik ruhsatı zamanı. Çeltik ağaları suyu tarlalara salıp köylerin dibine kadar pirinç ekmek istiyor; sıtma da her yıl olduğu gibi köylüye kalacak. Vekâlet eden yaşlı katip bu işe burnunu sokmuyor, çünkü çeltiğin altından ne çıkacağını çok iyi biliyor.
Sonra genç bir kaymakam geliyor. Ağalar önce kendilerini kasabanın eşrafı diye tanıtıyor, birbirlerini namussuzlukla suçluyor. Kaymakam ise gelmeden önce kasabanın dosyasını okumuş; her yıl binlerce kişinin sıtmadan öldüğünü, çocukların yaşamadığını biliyor. Kanunun çizdiği sınırdan başka ölçü tanımıyor.
Ağalar son kozlarını oynuyor: kasabaya gelen her memuru bir haftada baştan çıkardığı söylenen, rüşvetin neredeyse tamamını kendi eliyle dağıtan Rıza Değnek. Rıza yaltaklanarak odaya giriyor, laf dolandırıyor. Kaymakam ne istediğini üç kez soruyor, cevap alamayınca kapıyı gösteriyor. Merdivenlerden sersem sersem inen Rıza'nın ağzından romanın belki de en sahici cümlesi dökülüyor: «Vay anasını... Herif bizi kovdu be! Resmen kovdu be!» İşin tuhafı, bu sövgünün altında bir hayranlık da var; ömründe böyle bir memur görmemiştir.
Sonrası bildik bir düzen. Kaymakamın camları taşlanıyor, odasına kurşun sıkılıyor, lokantadan kokmuş yemek gönderiliyor. Ankara'ya her gün onlarca şikâyet telgrafı çekiliyor; muhtarlar, parti başkanları, köyler sıraya giriyor. Sonunda tayini çıkıyor. Kasabadan ayrılırken köprüde çocuklar yüz elli teneke çalıyor. Burada gözden düşen amiri böyle uğurlamak âdetmiş.
Ama roman teneke sesiyle bitmiyor. Yolda, çamura bulanmış bir köylü arabanın önüne atılıyor, kaymakamın ellerine sarılıyor, ona hayır dualar ediyor. Kaymakamın boğazındaki düğüm çözülüyor; teneke gürültüsünün yerini, arabada ıslıkla çaldığı Dokuzuncu Senfoni alıyor.
Bu romanı okurken sahayı düşündüm. Kuralı uygulayan, kaçak testini yapmadan imza atmayan, "bu tesisat böyle yapılmaz" diyen usta ya da mühendise de teneke çalınır: ihaleden çıkarılır, şikâyet edilir, "iş bilmez" denir. Rıza Değnekler her kasabada vardır ve bir haftada ikna edemedikleri adamı gürültüyle uğurlarlar. F-Gaz kaydını doğru tutmak, raporu olduğu gibi yazmak bazen böyle ödüllendirilir. Ben o teneke sesini dert etmiyorum; yola koşan o köylü için çalışıyorum. Kaynak: Yaşar Kemal (6 Ekim 1923 – 28 Şubat 2015), Teneke (1955).



