Düşünce✕
Erivan'dan doğanın karnesi: üç sözleşme, birbirine bağlı üç sorun

Erivan'dan doğanın karnesi: üç sözleşme, birbirine bağlı üç sorun

Prof. Dr. Levent Kurnaz, 25 Ekim'de Son Buzul Erimeden bülteninde Erivan'da süren Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Konferansı'nı (COP17) ve doğa kaybını durdurmak için dört yıl önce verilen sözlerin ilk kapsamlı ara değerlendirmesini ele alıyor. Kurnaz'a göre buradan çıkan ders, kasımda Antalya'da toplanacak iklim konferansı için de geçerli.

Montreal'de verilen söz

2022 sonunda Montreal'de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, doğa kaybını 2030'a kadar durdurup tersine çevirmek için 23 hedeflik bir yol haritası çizdi. Kara, iç su, kıyı ve deniz alanlarının en az yüzde 30'unun etkili biçimde korunması, doğaya zarar veren teşviklerin yılda en az 500 milyar dolar azaltılması ve her yıl en az 200 milyar dolar kaynak seferber edilmesi hedeflendi. Bunun en az 30 milyar dolarının gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere gitmesi, 2025 için de 20 milyar dolarlık bir ara hedef öngörüldü.

Ara karne

Konferans öncesi değerlendirmelere göre 23 küresel hedefin 22'sinde ilerleme 2030 için gerekenin gerisinde; ulusal raporlarda da hedeflerin yarısından azı öngörülen çizgide. Kurnaz bunun dört yılda hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelmediğini, korunan alanların genişlediğini ve ulusal planların hazırlandığını, ancak yapılanla yapılması gereken arasında büyük bir mesafe kaldığını yazıyor. Erivan'da finansman, doğaya zarar veren sübvansiyonlar, genetik kaynaklara ilişkin dijital verilerden doğan faydaların paylaşımı ve ulusal hedeflerin uygulanması görüşülüyor; Kurnaz'a göre ilk haftada bazı teknik kararlar alınsa da finansman ve uygulamadaki temel anlaşmazlıklar çözülmüş değil.

Üç sözleşme, ayrı masalar

1992 Rio Dünya Zirvesi iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve çölleşmeyle mücadele için üç ayrı süreç doğurdu. Kurnaz, bu sorunların birbirinden bağımsız olmadığını hatırlatıyor: insan kaynaklı karbondioksitin yaklaşık yarısını karalar ve okyanuslar geri alıyor, ekosistemlerin bozulması bu işlevi zayıflatıyor; ısınma, kuraklık ve yangınlar da ekosistemlere baskıyı artırıyor. Ona göre bunlar aynı yeryüzü sisteminin üç farklı bozulma biçimi.

Kurnaz, bağlantının her çözümün herkese yarayacağı anlamına gelmediğini de örnekliyor: doğal alanları tarlaya çeviren büyük ölçekli biyoenerji ya da yanlış yerde, yanlış türlerle yapılan ağaçlandırma biyoçeşitliliğe ve suya zarar verebilir. 2026'da Ağustos'ta Ulanbator'da çölleşme, şimdi Erivan'da biyoçeşitlilik, kasımda Antalya'da iklim konferansının toplanmasını bir fırsat olarak görüyor ve bu toplantıların birbirinin hedeflerini ne ölçüde desteklediğine de bakılması gerektiğini yazıyor.

Finansmanda Kurnaz'a göre paranın miktarı kadar kime ve hangi koşullarla ulaştığı da önemli: hibe mi kredi mi, doğrudan mı aracılarla mı, başvuru kapasitesi kimde? Gelişmekte olan ülkeler, yerli halklar ve yerel topluluklar için erişim ayrı bir sorun. Doğaya zarar veren faaliyetleri desteklemeyi süren kamu kaynakları da tartışmanın parçası; mevcut paranın nereye gittiği, yeni paranın miktarı kadar belirleyici.

Antalya için iki ders

Kurnaz'ın ilk dersi, hedeflerin varlığının tek başına başarı olmadığı; Paris Anlaşması'nın sıcaklık hedefleriyle ulusal katkı beyanları arasındaki fark da bunu gösteriyor. İkinci ders, iklimle mücadelenin doğa korumadan ve arazi yönetiminden ayrı düşünülemeyeceği: fosil yakıt salımları hızla azaltılmalı, ama doğal karbon yutaklarının korunması da önemli. Kurnaz'a göre Antalya'da enerji dönüşümü, finansman ve uyum konuşulurken kararların su, tarım alanları, ormanlar ve ekosistemler üzerindeki etkisi de hesaba katılmalı.

Kaynak: Levent Kurnaz, “Erivan’dan Doğanın Karnesi”, Son Buzul Erimeden, 25 Ekim 2026. Bu yazı, bültendeki yazının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler, değerlendirmeler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.

Yazının tamamı: Levent Kurnaz · Son Buzul Erimeden ↗COP31 Antalya rehberi →
Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →