Paris gemisi: liman belli, kaptan yok
Prof. Dr. Levent Kurnaz, 8 Ekim'de Son Buzul Erimeden bülteninde Christiana Figueres'in The Future We Choose kitabından yola çıkarak Paris Anlaşması'na 2026'dan bakıyor. Hikâye 2014'te Lima'da başlıyor: gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sorumluluklarının nasıl ayrılacağı konusunda kilitlenen müzakerelerde Çin'in başmüzakerecisi Xie Zhenhua, bir ay önceki ABD–Çin iklim uzlaşmasında geçen "farklı ulusal koşullar ışığında" ifadesini önerdi. Kurnaz'a göre bu birkaç kelime Paris'in önünü açan önemli uzlaşmalardan biriydi.
Kyoto sistemindeki gelişmiş–gelişmekte olan ayrımı sürdürülemez hale gelmişti: ABD, Çin'in ciddi sorumluluk üstlenmediği bir sisteme girmek istemiyor, Çin de tarihsel sorumluluğu ve gelişmişlik farkını yok sayan bir düzeni kabul etmiyordu. Çözüm, herkesin bir şey yapması ama ne yapacağını büyük ölçüde kendisinin belirlemesiydi; ulusal olarak belirlenmiş katkılar (NDC) bu fikrin üzerine kuruldu.
Herkes gemide, liman belli
Kurnaz dünyayı büyük bir gemiye benzetiyor. Paris'in ilk başarısı ABD, Çin, Hindistan, Avrupa, petrol üreticileri, küçük ada devletleri ve yoksul ülkeler dahil herkesi gemiye bindirmekti; bedeli ise kimsenin diğerine ne hızda kürek çekeceğini söyleyememesiydi. Bu aşağıdan yukarı (bottom-up) mantığın yanına yukarıdan aşağı (top-down) bir hedef kondu: sıcaklık artışını 2°C'nin oldukça altında tutmak ve 1,5°C ile sınırlamak için çaba göstermek. Kurnaz'a göre sorun en baştan belliydi; ülkelerin sunduğu ilk katkılar 1,5°C ile uyumlu değildi.
Buna karşılık beş yılda bir göstergeye bakılacaktı: Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) nerede olunduğunu ve sözlerin toplamının hedefe yetip yetmediğini gösterecek, ülkeler her seferinde daha iddialı NDC'lerle dönecekti (ratchet mechanism). Kurnaz, teknolojinin gelişmesi, yenilenebilir enerjinin ucuzlaması ve toplumsal baskının artması beklentisiyle bunun hayalci olmadığını, ama karbon bütçesinin saatinin de işlediğini yazıyor.
Geminin kaptanı yok
Kurnaz'a göre IPCC de UNFCCC de kaptan değil: biri kalan karbon bütçesini ve salım patikalarının sonuçlarını söyler, diğeri NDC'leri toplar ve salımları raporlatır, ama hiçbiri bir ülkeye daha hızlı kürek çekmesini emredemez. Şeffaflık mekanizması verilen söz ile gerçek salım arasındaki farkı gösterebilir; fakat uyum mekanizması bilinçli olarak cezalandırıcı değil ve bir dünya iklim polisi yok. Böylece iki açık oluşuyor: NDC'lerin toplamı 1,5°C için yetersiz kalabilir, uygulama da NDC'lerin gerisine düşebilir. Kurnaz'a göre Paris, 1,5°C'den gerçek salımlara uzanan zincirin her halkasını ölçebiliyor ama halkaları birbirine zorla bağlayamıyor.
Bir ülke ortak düzenden tamamen de çıkabiliyor. ABD 2017'de çekileceğini açıkladı, 2020'de resmen çıktı, 2021'de yeniden katıldı; 2025'te ikinci kez çekilme sürecini başlattı ve 27 Ocak 2026 itibarıyla yeniden taraf olmaktan çıktı. Kurnaz'a göre ABD gemiden inemez, çünkü salımları aynı atmosfere gidiyor; yalnızca ortak kürek düzeninin dışına çıkıyor. Onun çekmediği küreği başkalarının telafi etmesi gerekiyor, ama onları da zorlayacak kimse yok. Neden kaptan konmadığı sorusuna Kurnaz'ın yanıtı, egemen devletlerin üzerinde böyle bir küresel otoritenin bulunmaması; yaptırım olsaydı ülkeler daha az söz vermeyi seçebilirdi.
Saat işliyor, ama tek liman yok
Kurnaz, Paris'in 1,5°C stratejisinin üç varsayıma dayandığını yazıyor: iddialı NDC'ler, bunların gerçekten uygulanması ve beş yılda bir daha iddialı dönüş. Atmosfer ise NDC okumuyor, yalnızca salınan sera gazına bakıyor. Kaybedilen zaman geri alınamadığı için her gecikme sonradan gereken hızı artırıyor ve bazı kürekçiler limana varılamayacaksa neden yorulalım diye düşünmeye başlayabiliyor; Kurnaz bunu bugünün en tehlikeli düşüncelerinden biri sayıyor. Ona göre 1,5°C tek liman değil: 1,6°C ile 2°C, 2°C ile 2,5°C aynı dünya değil ve her onda bir derece önem taşıyor.
Kurnaz, Paris'i başarısız saymıyor; mevcut dünya düzeninde yapılabilecek belki de en iyi diplomatik anlaşma olarak görüyor. Herkesi gemiye bindirdiğini, yönü belirlediğini, hızı ölçen cihazı kurduğunu yazıyor; ama bir ülkeye ne hızda kürek çekeceğini söyleyemediğini, sözünü tutmaya zorlayamadığını ve düzenden çıkmasını engelleyemediğini ekliyor. Kurnaz'a göre fizik ile diplomasi arasındaki fark giderek daha iyi ölçülüyor, ama ölçmek o farkı kapatmak anlamına gelmiyor.
Kaynak: Levent Kurnaz, “Paris Gemisi: Liman Belli, Kaptan Yok”, Son Buzul Erimeden, 8 Ekim 2026. Bu yazı, bültendeki yazının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler, değerlendirmeler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.
Yazının tamamı: Levent Kurnaz · Son Buzul Erimeden ↗COP31 Antalya rehberi →


