Düşünce✕
Yaban hayatında yüzde 73 düşüş: rakam gerçekte neyi ölçüyor?

Yaban hayatında yüzde 73 düşüş: rakam gerçekte neyi ölçüyor?

Prof. Dr. Levent Kurnaz, 12 Ekim'de Son Buzul Erimeden bülteninde WWF'nin Yaşayan Gezegen Raporu 2026'yı ele alıyor. Rapora göre 1970 ile 2022 arasında izlenen yaban hayvanı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 73 azaldı. Rapor 5.790 türe ait 35.803 izleme verisine dayanıyor.

Rakam neyi söylemiyor?

Kurnaz önce bir yanlış anlamayı düzeltiyor: bu rakam dünyadaki hayvanların ya da türlerin yüzde 73'ünün yok olduğunu söylemiyor, izlenen popülasyonların zaman içinde ortalama ne kadar küçüldüğünü gösteriyor. Endeks hayvanları tek tek saymıyor; her popülasyonun göreli değişimine bakıp bu değişimlerin geometrik ortalamasını alıyor.

Kurnaz'ın örneğinde iki popülasyondan biri 1.000 bireyden 100'e, diğeri 100'den 90'a iniyor. Toplam hayvan sayısı 1.100'den 190'a düşüyor, yani yaklaşık yüzde 83 azalıyor. Endeks ise 0,1 ile 0,9'un çarpımının karekökünü, yani 0,3'ü alıyor ve yüzde 70'lik düşüş gösteriyor. Kurnaz'a göre doğru okuma, izlenen popülasyonların ortalamada 1970'teki büyüklüklerinin yaklaşık dörtte birine inmiş olması; verinin neyi ölçtüğünü doğru söylemek sorunun ciddiyetini azaltmıyor, bilimsel güvenilirliği artırıyor.

Tablo yine de ciddi

Düşüş tatlı su canlılarında yüzde 85, karada yüzde 69, denizde yüzde 59. Bölgelere göre en ağır kayıp Latin Amerika ve Karayipler'de (yüzde 95), ardından Afrika'da (yüzde 80); Asya ve Pasifik'te oran yüzde 49. Tehditlerin başında yaşam alanı kaybı geliyor, onu aşırı avlanma ve kullanım, ardından iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar izliyor.

Raporda toparlanan örnekler de var: yeşil deniz kaplumbağaları, mavi yüzgeçli orkinoslar, kaplanlar ve Güney Afrika'daki bazı fil popülasyonları. WWF çözümün yalnızca koruma alanı ilan etmek değil, enerji, gıda ve finans sistemlerini değiştirmek olduğunu söylüyor. Kurnaz'a göre koruma alanları gerekli ama yeterli değil, çünkü doğayı asıl tahrip eden tarım, arazi kullanımı, üretim ve tüketim sistemleri yerinde duruyor.

Bültenin diğer başlıkları

Bültende başka gelişmeler de var. Endonezya'da yangın noktaları bir günde neredeyse yarıya indi, ancak Pantau Gambut'a göre yaklaşık 24 milyon hektarlık turbalığın 16 milyon hektarı yangına açık; Kurnaz, kurutulmuş turbalıkta yangını söndürmenin yeni yangınları önlemek anlamına gelmediğini yazıyor. Türkiye'de Ekim serin başladı, ancak 10 Ekim'de istasyonların yüzde 99,8'i normalin üzerine çıktı, ortalama fark artı 7,0 dereceyi buldu ve 463 istasyonda gündüz, 182 istasyonda gece sıcaklık rekoru kırıldı. Yalova'da Çiftlikköy düzenli depolama sahasının arıtılmamış sızıntı suyu Marmara Denizi'ne ulaştı ve YAKAB'a 5 milyon 34 bin lira idari ceza kesildi. Fiji ve Tuvalu'daki COP31 ön toplantısı 8 Ekim'de sona erdi; Pasifik Dayanıklılık Fonu'na yaklaşık 15 milyon dolar yeni katkı geldi, Türkiye ile Avustralya'nın da Antalya için önceden hazırlanmış bir başkanlık kararı önermeyi planladığı bildirildi. Copernicus'a göre Eylül 2026, sanayi öncesine göre artı 1,63 derece ile kayıtların ikinci en sıcak Eylül'ü oldu. UNESCO'nun Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu da GESAMP'ın, aralarında su altı yapay zekâ veri merkezleri ve okyanusa düşen uzay çöplerinin bulunduğu beş yeni risk başlığını ele aldığını duyurdu.

Kurnaz bülteni, Endonezya, Marmara ve Pasifik örneklerinin ortak eksiğine dikkat çekerek kapatıyor: zararı ortaya çıktıktan sonra gidermek, önlemekten çok daha pahalı ve çoğu zaman daha az etkili. Ona göre doğayı korumak için yalnızca yeni hedefler değil, tahribatı üreten sistemlerin değişmesi gerekiyor.

Kaynak: Levent Kurnaz, “Yaban Hayatında Yüzde 73 Düşüş”, Son Buzul Erimeden, 12 Ekim 2026. Bu yazı, bültendeki yazının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler, değerlendirmeler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.

Yazının tamamı: Levent Kurnaz · Son Buzul Erimeden ↗COP31 Antalya rehberi →
Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →