Düşünce✕
Yağmur aynı, kent değil: İstanbul selleri ve değişen yağış düzeni

Yağmur aynı, kent değil: İstanbul selleri ve değişen yağış düzeni

Prof. Dr. Levent Kurnaz, 17 Ekim'de Son Buzul Erimeden bülteninde İstanbul'u yeniden sular altında bırakan 14-15 Ekim yağışlarını ele alıyor. Meteoroloji istasyonlarının ölçümlerine göre iki günde metrekareye Beykoz'da 274, Arnavutköy'de 222, Sarıyer'de 208, Eyüpsultan'da 203 kilogram yağış düştü; Kurnaz bunu kentin bir yılda aldığı yağışın kabaca dörtte biri ile üçte biri arası olarak tanımlıyor. Yalnızca 14 Ekim'de sabah altı ile akşam sekiz arasında AFAD'a ve 112'ye 2.518 ihbar ulaştı; bunların 1.277'si su baskını, 15'i heyelan ihbarıydı.

Tek bir yağış değil, değişen bir düzen

Kurnaz, tek bir yağışı doğrudan iklim değişikliğine bağlamanın bilimsel olarak doğru olmadığını, ancak bu tür yağışların olasılığının arttığını yazıyor. Gerekçesi fiziksel: her bir derecelik ısınma havanın taşıyabileceği nemi yaklaşık yüzde 7 artırıyor, Karadeniz ve Akdeniz'in yüzey suları da ısınıyor. Bu hafta yağış dar alanlara yüklendi: 14 Ekim'de kentin kuzeyine metrekareye 70 ile 90 kilogram düşerken tarihi yarımada ve Kadıköy'de 10 kilogramı bulmadı; ertesi gün Şişli'de 131, Üsküdar'da 104, Fatih'te 99 kilogram ölçüldü.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli de şiddetli yağışların hem sıklığının hem de şiddetinin arttığını söylüyor; Kurnaz bu raporlardaki öngörülerin yapıları gereği temkinli olduğunu hatırlatıyor. Bölge için beklenen tablo, toplam yağış azalırken uzun kurak dönemlerin arasına sıkışan kısa ve çok şiddetli yağışlar. Kuruyup sertleşen toprak suyu daha az emdiği için Kurnaz'a göre kuraklık ve selle aynı anda yaşamayı öğrenmek gerekiyor.

Yağmuru felakete çeviren zemin

Kurnaz üç soruna dikkat çekiyor: kentin büyük bölümü suyu emmeyen beton ve asfaltla kaplı; derelerin önemli bir kısmının üstü kapatılarak yola, otoparka ya da yapı alanına dönüştürüldü; yağmur suyu ve kanalizasyon hatları geçmişin yağış kayıtlarına göre boyutlandırıldı. En çok yağış alan Arnavutköy, Eyüpsultan ve Sarıyer'in kuzeyinin hem son yıllarda en hızlı yapılaşan yerler hem de içme suyu havzalarının ve ormanların bulunduğu alanlar olduğunu not ediyor. Kurnaz'a göre İstanbul altyapısını geçmişin değil, geleceğin yağışlarına göre planlamalı.

İklim riski bir değer riski

Kurnaz, konut üretiminde yeşil alanın ve iklime uyumun gayrimenkul değerinin gerisinde kalmasını bir hesap hatası olarak görüyor. Bir evin değeri hesaplanırken su basma ihtimali dikkate alınmıyor; ancak sigorta şirketleri riski fiyatlandırmaya, bankalar ve yatırımcılar kredi öncesinde iklim riskini sormaya başlıyor, Türkiye Yeşil Taksonomisi de bu soruyu finans gündemine taşıyor. Kurnaz bu riskin imar kararlarına, yapı ruhsatlarına ve konut fiyatlarına görünür biçimde yansıtılmasını istiyor.

Kurnaz'a göre risk ile kırılganlık aynı adreste buluşuyor: altyapısı zayıf semtler çoğu zaman yeşil alanı en az olan ve dere yataklarına en yakın kurulmuş semtler. Bodrum katta oturan, sigortası ve birikimi olmayan bir aile için bir gecelik su baskını aylarca süren bir ekonomik yük demek; bu yüzden iklime uyumu bir koruma meselesi olarak görüyor.

Ne yapılabilir?

Kurnaz'ın sıraladığı adımlar şunlar: dereleri mümkün olan yerlerde açmak ve yataklarını yapılaşmaya kapatmak; parklar, yeşil çatılar ve suyu geçiren kaldırımlarla bir sünger kent kurmak; yeni yağmur suyu hatlarını önümüzdeki on yılların öngörülerine göre boyutlandırmak; yatırımda en kırılgan mahalleleri öne almak; bodrum katları geri tepme vanaları, erken uyarı ve konut kullanımı yasağının denetimiyle korumak; zorunlu deprem sigortası sel zararını kapsamadığı için dar gelirlilere uygun bir sel güvencesi tartışmak; kentsel dönüşümü insanları yerinden etmeden ve iklime uyumu temel alarak yürütmek.

Yazının sonunda Kurnaz bu adımların hiçbirinin seli tamamen ortadan kaldırmayacağını, gerçek çözümün yaşamı tehlikeye atan yerden uzaklaşmak olduğunu yazıyor. Ona göre İstanbul doğanın çıkaracağı sorunlara karşı güvenli bir yer değil ve gelecekte de olmayacak; koşullar uygun olmamaya başladığında göç etmek gerekiyor.

Kaynak: Levent Kurnaz, “Yağmur Aynı Yağmur, Kent Aynı Kent Değil”, Son Buzul Erimeden, 17 Ekim 2026. Bu yazı, bültendeki yazının yorum katılmadan özetlenmiş hâlidir; görüşler, değerlendirmeler ve aktarılan veriler yazarına aittir. Yazının tamamı kendi sayfasında.

Yazının tamamı: Levent Kurnaz · Son Buzul Erimeden ↗COP31 Antalya rehberi →
Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →