Düşünce✕
Liyakat gidince önce bereket gider
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

Liyakat gidince önce bereket gider

Şeref Oğuz'un “Verimlilik ölçülür, bereket hissedilir” yazısı, uzun zamandır kafamda dağınık duran bir şeyi yerine oturttu.

Oğuz bir rakam veriyor: bir çalışanın milli gelire katkısı ABD'de 40 dolar, Avrupa Birliği'nde 29 dolar, bizde 5 dolar. Sonra sebebi sayıyor, ve sebeplerin hiçbiri teknik değil: liyakatin yerini akrabalığın alması, ihalelerin yandaşa gitmesi, kamu kaynağının ölü şirketlere akması.

Yani üretkenlik sorunu bir makine sorunu değil, bir dürüstlük sorunu.

Bu bana çok tanıdık geldi. Yanlış adamın yanlış yere oturtulduğu her yerde, iş kendiliğinden ağırlaşır. Aynı iş için iki kat adam, üç kat zaman, beş kat açıklama gerekir. Kimse “burada bir yolsuzluk var” demez; sadece her şey biraz daha zor olur. Bereketin kaçması gürültüyle olmuyor, sessizce oluyor.

Dürüstlük bana hep ahlaki bir tercih gibi anlatılmıştı. Oğuz'u okuyunca fark ettim ki aynı zamanda bir verimlilik meselesi. Doğru adamı doğru yere koymak, iyi niyetten önce iyi hesaptır.

Tersi de doğru: kayırma, kayıran için bile pahalıdır. Sadece faturayı geç öder.

Bir de şunu düşündüm. Biz dürüstlüğü çoğunlukla “çalmamak” sanıyoruz. Oysa asıl dürüstlük, hak etmeyene hak ettiğini söylememektir. Bunun cezası kanunda yok; faturası ise her ay geliyor.

Şeref Oğuz'un dediği gibi bereket, az tohumla çok hasat almaktır. Tohumu kime verdiğinize bağlı.

Kaynak: Şeref Oğuz, “Verimlilik ölçülür, bereket hissedilir”, Ekonomim / Dünya, 17 Eylül 2026.

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →