Düşünce✕
Palto · 1. Bölüm: Biraz uzun?

Palto · 1. Bölüm: Biraz uzun?

Bu, Ahmet Tevfik Ceritoğlu'nun "Başarılı Tezgâhtar" yazısındaki iki mağaza sahnesinden esinlenen bir roman taslağının ilk bölümüdür. Karakterler ve olaylar kurgudur. Okuyup yorum bırakırsanız sonraki bölümler o yorumlarla şekillenecek.

1. Bölüm: Biraz uzun?

Kapı açılınca dışarının soğuğu içeri bir adım attı, sonra AVM'nin sıcak havasında kayboldu.

Kerem o adımı sevmeye başlamıştı. Dört gündür mağazadaydı ve kapının her açılışında bir şey olacağını sanıyordu. Genelde bir şey olmuyordu. Biri girer, bir rafı elle yoklar, etikete bakar, çıkardı.

Bu kez giren adam kısa boyluydu. Eski ama temiz bir pardösü vardı üstünde. Kerem'in babasının Erbaa'da dükkânı varken giydiği pardösüye benziyordu. Adam kapıda bir an durdu, ellerini ovuşturdu.

Kerem adım atacaktı. Volkan omzuna hafifçe dokunup önüne geçti.

— İyi günler.

— İyi günler. Ne bakmıştınız?

— Palto bakıyordum.

— Paltolar bu tarafta, deneyin lütfen.

Volkan elini arka reyona doğru uzattı ve kasaya döndü. Kasada Selin vardı. Volkan ona tabletteki bir şeyi gösterdi, ikisi güldü. Kerem neye güldüklerini duymadı. Paltolu adama bakıyordu.

Adam birinci paltoyu askıdan dikkatle aldı, sanki yerine geri koyacağı belli olsun diye. Giydi, çıkardı. İkinciyi giydi. Lacivertti, yakası kadifeydi. Aynanın karşısına geçti. Sağına döndü, soluna döndü. Omuzlarını hafifçe kaldırıp indirdi.

Kerem o hareketi tanıyordu. Babası da öyle yapardı, bir şey hesabına uymadığında.

Adam aynadaki kendine baktı ve kimseye söylemiyormuş gibi mırıldandı:

— Biraz uzun?

Volkan kasadan başını kaldırmadan cevap verdi:

— Palto alıyorsunuz beyefendi, uzun olacak tabii.

Selin'in parmağı ekranda durdu. Kerem nefesini tuttuğunu fark etti.

Adam bir şey demedi. Paltoyu çıkardı, katladı, tezgâhın kenarına bıraktı. Katı iki kez düzeltti. Kendi pardösüsünü giydi, düğmelerini sonuna kadar kapattı ve çıktı. Kapı açıldığında soğuk yine bir adım attı. Bu kez Kerem onu sevmedi.

— Alıcı değildi, dedi Volkan. Bakmaya gelenler bellidir. Gözün alışır.

Kerem bir şey sormak istedi. Ne soracağını bilemedi. Tezgâhtaki lacivert paltoyu aldı, askıya geri takıp reyona götürdü. Kadife yaka henüz adamın boynunun sıcaklığını taşıyordu.

Mağaza müdürü Tayfun Bey'in duvara astığı afişte büyük harflerle "MÜŞTERİ DENEYİMİ" yazıyordu. Altında beş madde vardı. Birincisi gülümsemekti. Kerem ilk gün bu maddeleri ezberlemişti. Hiçbirinde "Biraz uzun?" diyen birine ne deneceği yazmıyordu.

Karşıdaki vitrin

Saat üçte on beş dakikalık molası vardı. Kerem üst kattaki banklardan birine oturup evden getirdiği peynirli simidi çıkardı. Bankın tam karşısında küçük bir mağaza vardı. Vitrininde üç palto, bir kaşe atkı ve elle yazılmış bir kart duruyordu: "Tadilat ücretsizdir."

Kerem bu mağazayı dört gündür görüyordu ve dört gündür içinde kimseyi görmemişti.

Bugün birini gördü.

Kısa boylu adam içerideydi. Pardösüsü bir sandalyenin arkasındaydı. Elinde ince belli bir çay bardağı vardı. Karşısında altmış yaşlarında, gözlüğü boynuna asılı bir kadın duruyordu. Kadın bir şey anlatıyor, adam gülüyordu.

Kerem simidi ağzına götürmeyi unuttu.

Kadın arkadaki askıdan bir palto indirdi. Koyu griydi, lacivert değil. Adam giydi. Kadın onun etrafında bir tur attı, durdu, bir şey sordu. Adam ellerini bir avucunun içinde ölçer gibi açıp kapadı. Kadın başını salladı. Diz çöktü, paltonun eteğini üç dört parmak katladı, ağzındaki iğneleri birer birer çıkarıp tutturdu. Sonra kalktı ve aynayı adama doğru çevirdi.

Adam aynaya baktı. Uzun baktı. Sonra omuzlarını kaldırdı ve bıraktı. Bu kez hesabına uymuştu.

Kerem molanın bittiğini telefonundaki titreşimden anladı. Simidin yarısı elindeydi. Kalktı, merdivenlere yürüdü, durdu. Geri dönüp vitrindeki kartı bir kez daha okudu: "Tadilat ücretsizdir."

Altına kurşun kalemle, küçük harflerle bir satır daha eklenmişti. Kerem bunu ilk kez görüyordu.

"Çay da."

Sıfır

Akşam kapanıştan sonra Volkan günün satış raporunu yüksek sesle okudu. Kendi adının karşısında on bir parça vardı. Kerem'in adının karşısında sıfır.

— Daha yenisin, dedi Volkan. Ben de ilk ay sıfır yaptım. Sonra çözersin. Müşteri ne söylerse söylesin, sen ürünü savunacaksın. Palto uzunsa, palto uzun olur. Anlatabiliyor muyum?

— Anlıyorum, dedi Kerem.

Anlamıyordu. Ama bir şeyi anladığını biliyordu: Bugün mağazadan bir palto çıkmamıştı. Karşıdaki dükkândan çıkmıştı.

Metrobüste eve dönerken telefonuna bir not yazdı. Sonra sildi. Sonra yine yazdı:

"Adam neden uzun dedi?"

Cevabını bilmiyordu. Ama sorunun doğru olduğunu, bir sorunun bir cümleden daha uzun yaşayacağını o gece ilk kez hissetti.

Esin kaynağı: Ahmet Tevfik Ceritoğlu, "Başarılı Tezgâhtar" →

Yorum bırakın

Yorumunuz doğrudan yazara e-postayla gider; sitede kendiliğinden yayınlanmaz.

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →