Düşünce✕
45 günlük söz: Haydarpaşa Soğuk Hava Deposu şantiyesi
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

45 günlük söz: Haydarpaşa Soğuk Hava Deposu şantiyesi

Çiğdem Tüzün'ün kaleme aldığı Şarık Tara Anlatıyor'u okurken bir sayfada durdum ve o sayfayı iki kez okudum. Enka'nın kurucusu Şarık Tara'nın mesleğe ilk adımlarından birinin bir soğuk hava deposu şantiyesi olduğunu bilmiyordum. Hayatını soğutmaya vermiş biri olarak bu bölüm bana ayrı bir yerden dokundu.

Hikâye 1954'te başlıyor. Tara henüz mezun olmadan Haydarpaşa'daki silo şantiyesinde gece vardiyası mühendisi olarak çalışıyor. Gösterdiği özen ve fedakârlık, ertesi yıl Haydarpaşa Soğuk Hava Deposu inşaatında şantiye şefliğini getiriyor. Türkiye'nin en genç şantiye şeflerinden biri oluyor.

Bu şantiyede küçük ama çok şey anlatan bir yarış yaşanıyor. Genç şef her sabah biraz daha erken gidiyor, ama deneyimli ağabeyi hep ondan önce orada oluyor. Sonunda Tara, bekâr olduğunu, gerekirse şantiyede yatacağını söyleyerek yarışı kazanıyor. Ama asıl kazancın yarış değil, o ağabeyden öğrendikleri olduğunu da not düşüyor.

Sonra kitabın en akılda kalan sahnelerinden biri geliyor. Bir gün dönemin başbakanı Adnan Menderes habersiz şantiyeye geliyor. Toz toprak içindeki genç şefi görünce küçümseyen bir söz ediyor. Oysa ortada kolay bir iş yok: bina, her biri otuz metre boyunda yüzlerce kazığın üzerine oturuyor.

Başbakan işin ne zaman biteceğini sorunca, genç şef kırgınlığın ve heyecanın içinde kırk beş gün diyor. Menderes kırk altıncı günün sabahı geleceğini söyleyip gidiyor. Patronu İhsan Bey ise ona, yapamayacağı bir işe neden söz verdiğini soruyor.

Tara annesini arayıp bir yatak yorgan istiyor ve kırk beş gün boyunca şantiyeden ayrılmıyor. İşçiler de onunla aynı tempoda çalışıyor. İş bitiyor. Kırk altıncı günün sabahı başbakan geri geliyor ve bu kez tebrik ediyor. Bu olayın ardından genç şefe yeni bir rıhtım işinin proje müdürlüğü veriliyor.

Soğuk hava deposu kurmuş biri bilir: böyle bir tesis kâğıt üstünde değil, sahada biter. Zemin, izolasyon, kapılar, soğutma hattı, devreye alma… Tara'ya o işi bitirten şey dahiyane bir hesap değil, işin başından ayrılmamasıydı. Sahada yanında duran bir şefin olduğu şantiyede sorunlar büyümeden çözülür.

İkinci ders ekip üzerine. Ekip, şefinin temposunda çalışır. Şantiyede yatan bir şefin yanında kimse işe geç gelmeyi düşünmez. Ben de yıllar içinde şunu gördüm: acil bir arızada ben makine dairesinden çıkmadıkça, ekip de çıkmıyor. Liderlik bazen bir konuşma değil, orada kalmaktır.

Ama bu hikâyeyi yalnızca bir kahramanlık masalı gibi okumak eksik olur. Patronunun o sorusu da kitabın içinde duruyor: yapamayacağın işe neden söz veriyorsun? Ben bu anıdan iki dersi birlikte çıkarıyorum. Öfkeyle ya da gururla söz verme. Ama verdiysen, arkasında dur. Bugün bir müşteriye termin verirken önce ekibe, malzemeye ve sahaya bakıyorum; söz verdikten sonra ise o işin başından ayrılmıyorum.

Bir gün bir soğuk hava deposunun önünden geçerken bu hikâyeyi hatırlayın. O yapıların altında yalnızca kazıklar değil, genç bir şantiye şefinin kırk beş günlük sözü de yatıyor.

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →