Altın bilezik kimin kolunda? Beş oğul, beş zanaat
Memleket Hikâyeleri'nde Zanaatkârlar diye kısa bir hikâye var; okuduğum yerde durdum. Ölüm döşeğindeki bir baba beş oğlunu başına topluyor. Ömrü boyunca sabah ezanıyla kalkmış, caminin altındaki küçücük aktar dükkânını açmış, öksürüğe iyi gelen karışımları kendi eliyle poşetlemiş bir adam.
Babanın tek bir derdi olmuş: çocuklarının altın bileziği olsun. Yani bir zanaatı olsun, kimseye muhtaç kalmasın, kendi işinin sahibi olsun. Oğullar teselli ediyor, hepimizin bileziği var baba diyorlar. Baba eliyle ne fayda der gibi bir işaret yapıyor. Çünkü asıl söylemek istediği başka: bilezik duruyor, ama kol artık başkasının.
Büyük oğul marangoz olmuş, kendi atölyesini açmış, yıllarca iyi kazanmış. Sonra insanlar kapıyı, dolabı, karyolayı hazır almaya başlamış; atölye kapanmış, oğul mobilya fabrikasında işçi olmuş. İkinci oğul yaşlı bir kasabın yanında yetişmiş, dükkânı devralmış; marketler şehri sarınca günler siftahsız geçmiş, masrafla baş edememiş. Bugün bir marketin et reyonunda çalışıyor.
Üçüncüsü erkek terzisiymiş, takım elbise dikmeye yetişemezmiş; hazır giyim gelince müşterinin ayağı kesilmiş, şimdi bir mefruşatçıda gece yarılarına kadar tezgâhtar. Dördüncüsü ferforje ustası; kendi dükkânını bir türlü açamamış, bir fabrikada ustabaşı olmuş ama boş kaldıkça hâlâ kâğıtlara desen çiziyor. Beşincisi minibüs şoförü. Hepsinin evine ekmek giriyor, hiçbiri kendi kendisinin efendisi değil.
Bu hikâye bana bizim sahayı anlattı. Soğutmacılık, klimacılık, tesisatçılık da altın bilezikti. Bugün cihaz ucuzladı, garanti üreticiye geçti, büyük servis ağları kuruldu; tek başına ayakta duran usta zorlanıyor. Zanaat kaybolmuyor, el değiştiriyor. Ustanın bilgisi duruyor, ama o bilginin getirisi başka bir cebe akıyor.
Ben bu yüzden bileziği güncellemek gerektiğini düşünüyorum. Ustanın kafasındaki bilgi kayda geçerse firmanın hafızası olur; teklif, servis raporu, cihaz geçmişi ve F-Gaz kaydı düzene girerse küçük firma da büyük işin altından kalkar. getrac ve getfgas'ı bunun için kurduk: ustayı reyonun arkasına değil, kendi işinin başına geri koymak için. Kaynak: Ayfer Tunç, Memleket Hikâyeleri, İletişim Yayınları.



