Düşünce✕
Anladın mı değil, anlatabildim mi?
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

Anladın mı değil, anlatabildim mi?

Bazı kitaplar daha kapağını açmadan ders verir. Prof. Dr. Arif Verimli'nin 2025'te yayımlanan, söyleşi havasındaki kitabının adı da öyle: Anlatabildim mi? Kitabı elime aldığımda sayfaları çevirmeden önce bir süre bu başlığa baktım.

Hepimizin bir alışkanlığı var. Bir şeyi anlatır, sonra karşımızdakine “anladın mı?” diye sorarız. Bu soru, sorumluluğu sessizce dinleyenin omzuna koyar. Anlamadıysa kusur ondadır. “Anlatabildim mi?” ise yükü tersine çevirir: anlaşılmadıysa önce ben nasıl anlattığıma bakacağım.

Sahada bunun karşılığını çok yaşadım. Bir işletme sahibine arızayı anlatırsın: yağ kaçağı, genleşme valfi, basınçlar… Adam başını sallar. Bir hafta sonra telefon gelir: hani tamir olmuştu? Ben anlatmışımdır, ama anlatabilmiş miyimdir? Bugün aynı arızayı şöyle söylemeye çalışıyorum: bu parçayı değiştirmezsek, cihaz yazın en sıcak gününde durabilir.

Çırakla da aynı. “Anladın mı?” diye sorduğunda genç, cahil görünmemek için hep evet der. O yüzden artık sormak yerine işi bir kez de ona yaptırıyorum, sonra bana geri anlatmasını istiyorum. Anlatamıyorsa, ben ona anlatamamışımdır.

Bu tevazunun bir profesörde nereden geldiğini merak ettim. Hocanın kendi anlattıkları çok şey söylüyor. 1954'te Antalya'da, tüccar bir ailede doğmuş. Dokuz yaşındayken annesini ani bir kalp kriziyle kaybetmiş ve kendini kitaplara vermiş.

Lisenin sonlarından üniversite yıllarına kadar babasının mallarını kamyonlarla şehirler arası yollarda taşımış. Gönlünde fizik mühendisliği varken babasının isteğiyle tıbba yönelmiş. İşin ilginci, sonradan hayatını adadığı psikiyatri dersinden ilk başta kalmış; sonra bu alana tutkuyla bağlanmış.

Psikiyatriyi neden seçtiğini anlatırken, hekimlerin çoğunun hastaya mesafeli durmayı tercih ettiğini, kendisinin ise hastaya yakın olmak istediğini söylüyor. Hastaları odadan çıktıktan sonra defalarca gidip yüzünü yıkadığını da anlatıyor; çünkü hekim hastanın önünde ağlamaz.

Anlatabilmenin sırrı bence tam burada: mesafeden anlatılmaz. Karşındakinin seviyesine inmeden, onun korkusunu ve kelimelerini tanımadan anlatamazsın. Bir fabrika sahibine soğutmayı kızgınlık dereceleriyle değil, kaybettiği üretimle, ödediği faturayla anlatırsın.

Yapay zeka ve süreç danışmanlığında da aynı kural geçerli. Kâğıt üstünde en parlak sistem bile, onu kullanacak tekniker ve muhasebeci anlamadıysa çöpe gider. Bir sunumu “anladınız mı?” diye değil, “anlatabildim mi?” diye bitirmek; gelen cevap tereddütlüyse baştan başlamak gerekiyor.

Teşekkürler hocam. Kitabınızın adı bana, sahada her gün kullanacağım bir soru bıraktı. Kaynaklar: Prof. Dr. Arif Verimli'nin resmi sitesindeki biyografisi ve Hürriyet'te yayımlanan söyleşisi (Zeynep Bilgehan, 11 Ekim 2020).

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →