Düşünce✕
Tımarhane değil, şifa yurdu: Bir sistemi içeriden iyileştirmek
🎧 Podcast olarak dinle · ekran kilitliyken de çalarSayfayı kaydırsanız da alttaki oynatıcıda çalmaya devam eder.

Tımarhane değil, şifa yurdu: Bir sistemi içeriden iyileştirmek

Bakırköy adı bu ülkede uzun yıllar bir yer adından fazlasıydı. İnsanlar orayı çoğu zaman aşağılayıcı bir kelimeyle anardı. Prof. Dr. Arif Verimli bir söyleşisinde, çalıştığı hastaneye tımarhane denmesinin kendisini incittiğini anlatıyor. Bu yazı, o kelimeyi değiştirmeye çalışan bir hekimin hikâyesi.

Verimli Bakırköy'e 1980'lerin başında genç bir psikiyatrist olarak geliyor. Anlattığı tablo ağır: bir yatakta beş ila on hasta yatıyor, elektroşok anestezisiz uygulanıyor. Böyle bir yeri gören birinin aklından geçen ilk şey muhtemelen “burayı yıkıp baştan yapmak lazım” olurdu.

1994'te başhekim olduğunda öyle yapmıyor. Var olanla başlıyor. Hastanenin yollarını ve bahçelerini düzenliyor, poliklinikleri yeniliyor, ormanın içine yürüyüş yolları açtırıyor. Bina aynı bina; değişen, insanın o binada nasıl yaşadığı.

Sonra işin insan tarafına geçiyor. Hastalarla dışarıdan sağlıklı insanların birlikte spor yaptığı etkinlikler düzenliyor. Otuz yıldır hastanede yatan kronik hastaları Belgrad Ormanı'na pikniğe götürüyor. Bir düşünün: otuz yıl bir koğuşta, sonra ağaçların altında bir sofra.

Kelimelerle de uğraşıyor. Akıl hastanesi, tımarhane gibi damgalayan ifadeler yerine sağlığı ve şifayı öne çıkaran bir dil kullanılmasında ısrar ediyor. Bir sistemin ilk duvarı bazen betondan değil, kelimeden örülüdür.

Aynı yapının içine yeni hizmetler de ekliyor: evlilik danışma merkezi ve intihar müdahale merkezi gibi, dışarıdaki topluma da uzanan birimler. Yani yeni bir hastane kurmuyor; var olan hastaneyi topluma açılan bir kapıya çeviriyor.

Bu hikâyeyi okurken aklıma kendi işim geldi. Bana gelen firmaların çoğu yapay zekadan korkuyor; her şeyin yıkılıp baştan kurulacağını sanıyor. Bakırköy'de bina yerinde kaldı. Değişen yollar, bahçeler, bir kelime ve insana davranış biçimiydi. Bizim yaptığımız da bu: muhasebeniz, ERP'niz, Excel'iniz yerinde kalıyor; biz yanına bir yol açıyoruz.

İkinci ders: önce herkesin göreceği küçük değişiklikler. Bir bahçeyi düzenlemek pahalı değildir ama herkes görür ve inanmaya başlar. Bir firmada da en çok zaman yiyen üç işten biri hızlandığında, tekniker raporunun yirmi dakikada hazırlandığını gördüğünde, kültür kendiliğinden değişmeye başlar.

Üçüncü ders kelimelerle ilgili. Bizim sektörde de sahadaki insana nasıl hitap ettiğimiz, onun işine nasıl sahip çıkacağını belirler. Arızacı değil servis uzmanı, çırak değil geleceğin ustası dediğinizde, o insanın omzundaki yük de sorumluluk da değişir.

Teşekkürler hocam. Bir kurumu yıkmadan, insana dokunarak dönüştürmenin mümkün olduğunu gösterdiğiniz için. Kaynaklar: Prof. Dr. Arif Verimli'nin resmi sitesindeki biyografisi ve Hürriyet'te yayımlanan söyleşisi (Zeynep Bilgehan, 11 Ekim 2020).

Bu yazıyı paylaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar →