Beğendiğim ve etkilendiğim insanlar, kitaplar, fikirler: Kuçuradi, Ceritoğlu, Cialdini, Atatürk…

Geçen yılki Dünya Felsefe Günü mesajında İoanna Kuçuradi, eğitimde neyi doğru, neyi eksik, neyi yanlış yaptığımızın muhasebesini istemişti. Bu yıl onsuz karşıladığımız günde o muhasebeyi evde, okulda ve işte sormaya değer.

Gündelik dilde “trajik” kötü biten her şeydir. Kuçuradi'ye göre trajik, özgür bir insanın başka bir insanı korumak için kendi tutarlılığını göze aldığı durumdur. Kitaptaki örnek Antigone'den.

Sevginin tanımını yapmak zor, ama gördüğümüzde tanırız. Kuçuradi'ye göre sevgi, dürüstlük, saygı soyut kavramlar değil; insanların hayatlarında yaşayarak gerçekleştirdiği imkânlardır.

“Yeter ki mutlu olsun.” Sık duyduğumuz bu cümleye Kuçuradi itiraz eder: Mutluluk herkes için başka bir şeydir; iyi ile kötüyü onunla ölçmeye kalkarsak elimizde ölçü kalmaz.

Mahalle bakkalı para üstünü kuruşu kuruşuna veriyor. Doğru bir hareket; peki değerli mi? Kuçuradi, İnsan ve Değerleri'nde dışarıdan aynı görünen iki hareketin değerce birbirinden çok uzak olabileceğini anlatır.

Ceritoğlu şikâyetlerimizi tek tek soruya çeviriyor: insanlardan mı şikâyetçisin, bulunduğun yerden mi, işinden mi? Her şikâyetin altında cevaplanmamış bir soru var. Sahada da tartışmayı bitiren şey doğru sorudur.

Kuçuradi'ye göre insan hakları bir kültürün armağanı değil; insanın değerinden, yani insan onurundan doğar. Adaletin Gerektirdiği Hukuk'un başlıkları arasında da insan onuru var. Bu düşünce, iş yerindeki küçük kararlara da dokunur.

Bir yemek masasında sesler yükselir ve kimse kimseyi duymaz; çarpışan şey egolardır. Satış eğitimlerinde yasak kelimeler listesinin başında duran "saçmalama", bir dinamit gibi çalışır. Toplantı ve şantiye için birebir.

Beklenti karşılık bulmayınca hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor; üstelik çoğu beklenti hiç söylenmemiş oluyor. Ceritoğlu'nun çözümü net dil: beklentini söyle ki karşı taraf neyi yapıp yapamayacağını söyleyebilsin.

Azim eylem kararlılığıdır; sabır ise duygusal dayanıklılık. Ceritoğlu ikisini ayırıyor ve hazza sabır gösteremeyenin sonunu hatırlatıyor. Sahada bir arızayı adım adım kovalamak azim, sonucu beklemek sabırdır.

Margaret Ingels, ABD'nin ilk kadın iklimlendirme mühendisi olarak anılıyor. Ama 1952'deki konuşmasında asıl vurguladığı şey ilk olmak değil, arkadan gelenler için yolu genişletmekti.

HUMAN 3.0 hayatı dört alana ayırıyor: zihin, beden, ruh ve iş. Bir alandaki sıkıntının sebebi çoğu zaman başka bir alanda; tıpkı yüksek basınç alarmının sebebinin kompresörde değil, kirli kondenserde olması gibi.

HUMAN 3.0'a göre gelişmenin üç ayağı var: bilgi, deneyim ve beceri. Yalnız bilgi “kilolu kişisel antrenör” yaratır; yalnız deneyim ise bir yerde tavana çarpar. Beceri, ikisi buluştuğunda doğar.

HUMAN 3.0'a göre her gelişme üç aşamadan geçer: huzursuzluk, belirsizlik ve keşif. İçimizdeki sıkıntı bazen bir şeyin bozulduğunu değil, bulunduğumuz yerin bize dar geldiğini gösterir.
🎬 VideoDuygular, trafikteki navigasyonun gösterdiği konum gibi: nerede olduğumuzu söyler. Ferhat Jak İçöz'e göre asıl soru “nasıl mutlu olurum” değil, “dolu dolu bir hayat için neye ihtiyacım var”.
🎬 VideoYeni aldığı genç zeytin ağacının yaşayıp yaşamayacağından kaygılanan Ferhat Jak İçöz, bu korkunun ardında bir bağ görüyor. “Ölürse yenisini alırsın” demek, bağ kurmaktan vazgeçmek demek.
🎬 Video“Orada hayat daha iyi” ya da “memleket gibisi yok”: iki cümle de kişiyi dışarıda bırakıyor. Ferhat Jak İçöz'e göre asıl soru nereye gideceğimiz değil, nasıl bir hayat istediğimiz.
🎬 VideoBir tatlıyı yemekten vazgeçmek bile tek bir nedene bağlı değil: alışkanlık, beden, geçmiş. Ferhat Jak İçöz'e göre hem sınırlıyız hem özgürüz; asıl iş seçimlerimizin kaynağını tanımak.
🎬 VideoHayatı üç türlü yaşayabiliriz: olanı bekleyerek, olana tepki vererek ya da olanla bir şey yaratarak. Ferhat Jak İçöz'ün sorusu basit ama ağır: kendi hikâyenizi siz mi yazıyorsunuz?

Ceritoğlu bilmediğimiz alanlarda önümüze konan her çareyi sorgulamamızı istiyor: kim diyor, niçin diyor, ne zaman demiş? Radikal kararları üç gece beklet, demliyor. Sahada yarım bilginin bedeli de bir cihazın ömrüdür.

Dürüst, saygılı, güvenilir olmak kişinin değerleridir. İnsanın değeri ise başka bir düzeyde, her insanın insan olarak taşıdığı değerdir. İnsan ve Değerleri'ndeki bu ayrım, işe alırken ve çalışırken önemli.

İnsan ve Değerleri, değerlendirme olgusuna görelilik–mutlakçılık seçeneklerinin dışında bir ışık tutmayı deniyor. Sahada iki ucu da duyarız: “herkes kendi doğrusunu yapar” ve “tek doğru benimki”.

Üst kattaki amca "mekatronik yaz, çok para varmış" diyor; ne olduğunu kendisi de bilmiyor. Ceritoğlu'nun tavsiyesi basit: o mesleği yapan birkaç kişiyle konuş, izle. Bizim sahada bunun adı bir gün yanımda gel demektir.
🎬 Video“O mahur beste çalar, Müjgân'la ben ağlaşırız.” Müjgân bir kadın adı değil; Farsçada kirpik demek. Attilâ İlhan'ı ölümünün 21. yılında, Mahur'un hikâyesiyle anıyoruz.

Yaşlı bir ermişin cevabı: insanlar öfkelendiğinde kalpleri uzaklaşır, sesini duyurmak için bağırmak zorunda kalır. Şantiyede yükselen sesin sebebi de budur; ve o mesafe bir gün geri dönülemez hâle gelir.

Kuçuradi için felsefe, kavramları düzenleyen bir uğraştan fazlasıydı: insan olma sanatı. Bu yazıda onun insan onuru merkezli düşüncesine, aldığı ödüllere ve adını taşıyan vakfın yürüttüğü yarışma ve ödüllere bakıyorum.

Nietzsche ve Schopenhauer üzerine çalışmalarından etik ve değer kitaplarına, insan hakları ve hukuk yazılarından 2023'te çıkan Adaletin Gerektirdiği Hukuk'a kadar kitaplarını konularına göre gruplayan bir okuma haritası.

İnsanları birbirinden uzaklaştıran üç davranış var. Üçü de sahada ekibi dağıtan, müşteriyi kaçıran davranışlar: arkasından konuşmak, suçlu hissettirmek ve karşındakinin adına düşünmek.

Felsefeyi insan olma sanatı olarak düşünen, insan haklarını insan onuruna dayandıran İoanna Kuçuradi 2 Ekim 2026 akşamı 89 yaşında hayatını kaybetti. Doksanıncı yaş gününe iki gün kalmıştı. Bu yazı bir anma ve bir minnet notu.
🎧 Podcast · 🎬 Video1962'de Deng, kedinin siyah ya da beyaz olmasının önemi olmadığını, fareyi tutmasının yettiğini söyledi. 1978'de aynı ölçü geri geldi: hakikatin tek ölçütü pratiktir. Manometre slogan tartışmaz.
🎧 Podcast1969–1973 arasında Deng, Jiangxi'de bir ilçe traktör tamirhanesinde tesviyeci olarak çalıştı. Vogel, Çin'i değiştirme kararının önemli bir kısmının bu tezgahta ve her sabah yürüdüğü toprak yolda olgunlaştığını yazar.

Tercihi kendimiz yaparız ama iş takibe gelince sorumluluğu başkasına devrederiz. Ceritoğlu kendi üniversite tercihinden örnek veriyor: yedi yılı boşa gitmiş, yine de suçluyu babasında aramıyor. Sahada işi büyüten de küçülten de bu ayrımdır.

Üstünde doğru kıyafet ve doğru unvan olan birine, sorgulamadan uyuyoruz. Cialdini'nin dördüncü ilkesi: otorite. Soru şu: o kişi gerçekten uzman mı?

Kalabalıkta kimse yardım etmiyorsa, sebep çoğu zaman kimsenin umursamaması değil; herkesin birbirine bakıp “demek ki acil değil” demesi. Cialdini'nin üçüncü ilkesi: toplumsal kanıt.

Cam kenarına yapıştırılan küçük bir uyarı levhası, iki hafta sonra bahçeye dikilen kocaman bir panoyu getirebiliyor. Cialdini'nin ikinci ilkesi: söz verenin, sözüne uygun yaşama isteği.

Bir çiçek, bir kutu gazoz, bir ücretsiz keşif… Küçük bir iyilik, karşımızdakinin içinde görünmez bir borç defteri açıyor. Cialdini'nin ilk ilkesi bu: karşılıklılık.

Ceritoğlu bir savaş filminden yola çıkıp takımın nasıl kurulduğunu anlatıyor: herkesin farklı bir ustalığı var, hedef ortak, A, B ve C planı hazır. Altında ise Rummler'in cümlesi duruyor: en iyi insanları kötü bir sisteme koyarsanız her seferinde sistem kazanır.
🎬 Video · 🎧 PodcastMüşteri aynanın karşısında tereddüt ediyor: "Biraz uzun?" Satışçının cevabı bir cümle ve satış bitiyor. Oysa o cümlenin yerinde bir soru olsaydı iş dönerdi. Servis teklifinden arıza açıklamasına kadar bizim sahada da aynısı geçerli.
🎬 VideoKastettiğim ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de … hakikati gören hakiki âlimler çıkar.
🎬 Video · 🎧 PodcastOrtaköy'de tek kişinin zor döndüğü bir atölye, ilkokul mezunu bir usta ve yanında bir çırak. Tasarım, detay, ergonomi kelimelerini bilmiyordu; ama yaptığı mutfak otuz yıl sonra hâlâ yerinde duruyordu. Ustalığın belgesi diploma değil, yıllar sonra hâlâ çalışan iştir.
🎬 VideoGösterdim, gördü anlamına gelmez; uyguladı, sürdürecek anlamına gelmez. Kadir İsa'nın ISK Teknik'te paylaştığı anonim söz, MYK belgesi ve F-Gaz eğitimi konuşurken hâlâ en doğru cümle.
🎧 PodcastDoğan Cüceloğlu bir uçakta, iki kez yeri değiştirilip sonunda ayakta kalan bir gence kendi koltuğunu vermek isteyen bir yolcuya tanık oluyor. Sorduğunda aldığı cevap tek kelime: hakkaniyet. Kitabı yazanla o hayatı yaşayan arasındaki farkın hikâyesi.

Yaşar Kemal'in Teneke'sinde genç bir kaymakam çeltik ağalarının rüşvetini geri çeviriyor; kasabanın ünlü rüşvet aracısını kapıdan kovuyor. Sonunda tayini çıkıyor ve kasaba onu yüz elli teneke çalarak uğurluyor. Sahada doğru imzayı atanın başına gelenlerin romanı.
🎬 Video · 🎧 PodcastÖlüm döşeğindeki bir baba, beş oğlunun da altın bileziği olsun diye her birini bir zanaata vermişti. Yıllar sonra beşi de birinin yanında çalışıyor; kasap olan oğul artık bir marketin et reyonunda. Zanaatın kaybolmadığı, sahibinin değiştiği bir hikâye.
🎧 PodcastErzurum'da bir oda arkadaşı, İzmit'ten gelen genç kıza siz Batılılar diyor. Kız o güne kadar kendini Batılı saymamıştır. İki kelime, iki insan arasına mesafe koyuyor. Sahada da siz mühendisler, siz tekniker takımı diye başlayan cümleler aynı işi yapıyor.

Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel romanındaki mankurt efsanesi: geçmişi silinen, adını ve anasını tanımayan, yalnızca emir uygulayan insan. Yapay zeka çağında bir ustanın, bir gencin ve bir firmanın mankurtlaşmaması için ne yapmalı?

1974'te bir banka memurunun hatası yüzünden Alarko'nun çekleri karşılıksız damgası yer ve şirket kara listeye düşer. İki yıl süren kriz Alaton'a nakdin, itibarın ve kritik bir anda iki kişinin aynı anda yok olmasının bedelini öğretir.

İshak Alaton hayatı boyunca kimseyi işten çıkaramadığını açıkça söyler; bu yüzden işe alma yetkisini de profesyonellere bırakır. Kendini tanımanın ve verdiğin yetkinin arkasında durmanın hikâyesi.

Alarko'nun ilk kazancı 100 liradır. Asıl sermaye ise çok farklı iki insanın birlikte koyduğu kurallardır: her şeyi zıt açılardan konuşmak, karar verince birlikte sahip çıkmak ve bir iş kötü gittiğinde suçu ortağa yüklememek.

İshak Alaton bir dergide “air conditioning” kelimesini görünce hedefini koyar. İsveç'te klima sektörü yoktur; o da lokomotif fabrikasında kaynakçı olarak başlar. Sevdiği işe yan kapıdan girip hedefini hiç kaybetmeyen bir adamın hikâyesi.

Alarko'nun ilk işinde müşteri, yeni sıcak havalı ısıtma sistemine güvenmez ve duvarlara soba delikleri açtırır. Kırk yıl sonra ilk kazan hâlâ çalışmaktadır. Yeni bir teknolojiye güvenin sözle değil, çalışan sistemle kazanıldığının hikâyesi.

İshak Alaton 65 yaşında bir hedef koyar: kurduğu şirkette lüzumsuz olabilmek. Tohumu ise 23 yaşında, işten ayrılmadan önce yerine birini yetiştirdiğinde atılmıştır. Kendini vazgeçilmez yapmak yerine, senden sonra da dönen bir iş bırakmanın hikâyesi.

Arif Verimli genç bir hekim olarak geldiğinde Bakırköy'de bir yatakta beş on hasta yatıyordu. Başhekim olunca binayı yıkmadı; yollarla, bahçelerle, orman yürüyüşleriyle ve bir kelimeyi değiştirerek kurumu dönüştürdü. Mevcut sistemi bozmadan iyileştirmenin en güzel örneklerinden biri.
🎧 PodcastŞarık Tara, daha 19 yaşındayken bir mendirek inşaatını tek başına üstlenip bitiriyor. Yıllar sonra kendi gençlerine karar almayı öğretiyor: doğrular sizin, yanlışlar benim. Sahaya güvenmenin ve gence güvenmenin hikâyesi.

Şarık Tara'nın 25 yaşında şefi olduğu Haydarpaşa Soğuk Hava Deposu şantiyesi. Bir soğutmacı olarak bende en çok yankılanan anı: işin başından ayrılmamak, ekiple aynı tempoda çalışmak ve verilen sözün bedeli.
🎧 PodcastAhmet Tevfik Ceritoğlu'nun anlattığı havlu fıkrası: keramet havluda değil, susabilmekte. 2008'de satışta üzerinde en çok durduğumuz ders de buydu — müşteriyi dinlemek, konuşmaktan çok kazandırır.

Eğitimli kurbağa ve öfkeli otel görevlisi. Ahmet Tevfik Ceritoğlu'ndan dinlediğim bu fıkra; delegasyonun, rol model olmanın ve işi bir sisteme dönüştürmenin özeti.

Temel ağaca çıkarken en önemli talimatı en son verir. Ahmet Tevfik Ceritoğlu'nun bu fıkrası bana hem iletişimde önceliği hem de lafı dolandırmadan kendin olmayı öğretti.